Hürmüz Boğazı’ndaki son gelişmeler, gıda ve enerji tedarikinde önemli aksaklıklara yol açarak fiyat artışlarına neden olmaktadır. Hakan Kaplan, 9 Nisan 2026 tarihinde yayımlanan habere göre, son altı haftada Hürmüz Boğazı’ndan yalnızca sınırlı sayıda gemi geçiş yapabilmiştir. Tahminlere göre, yaklaşık 800 petrol ve gaz taşıyan gemi Körfez’de mahsur kalmış durumda ve açık denizlere açılamamaktadır. Hürmüz Boğazı’nın kapanmasıyla birlikte, benzin ve dizel fiyatları yükselmiş, uçak biletleri pahalanmış ve küresel faiz oranları artmıştır. Birçok ülke, bu sular üzerinden tedarik edilen petrokimya ürünlerine de bağımlıdır. Jet yakıtı, dizel, gübre hammaddeleri ve mikroçip üretimi için gerekli helyum gibi ürünler bu kategoriye girmektedir.
İyi haber, 7 Nisan’da ilan edilen ateşkesin, çatışmaların daha da tırmanmasını engelleyerek gerilimin düşmesine ve barışa yönelik bir umut sağlamasına yol açmasıdır. Piyasalar, petrol ve gaz fiyatlarında yüzde 15 oranında düşüşler ve borsa endekslerinde yükseliş ile olumlu bir tepki vermiştir. Ancak, küresel petrol fiyatlarındaki düşüş, pompaya hemen yansımamaktadır. Şirketler, petrolü önceden belirlenmiş sözleşmeli fiyatlardan aldıkları için, daha düşük fiyatla benzin tedarik etmeleri zaman alacaktır. İngiltere merkezli Servet Yönetim Şirketi Killik & Co’ya göre, bu sürecin tamamlanması haftalar hatta aylar alabilir.
Gıda fiyatları açısından da ateşkesin etkisi sınırlı kalacak gibi görünüyor. Önümüzdeki aylarda gıda fiyatlarında artış bekleniyor. Savaş öncesi dönemde İngiltere’de yıl sonu gıda enflasyonu hedefi yüzde 3,2 olarak belirlenmişti. Ancak bu hafta yapılan bir tahminde, savaşın iki hafta içinde sona ermesi durumunda bile yıl sonu gıda enflasyonunun yüzde 9-10 seviyelerine yükselebileceği öngörülüyor. Bu, önceki tahminin neredeyse üç katıdır. İngiltere Gıda ve İçecek Federasyonu Ekonomi Şefi Dr. Liliana Danila, “Körfez’deki enerji altyapısının onarımı bir yılı bulabilir ve bu da gıda üreticilerini gübre, kimyasallar ve ambalaj malzemeleri gibi birçok kalemde fiyat artışlarına maruz bırakacaktır.” dedi.
Bu kritik dönemde ekonomik etkiler konusunda temkinli olmak için birçok sebep mevcut. İran, ABD ve İsrail arasında müzakerelerin içeriği hakkında farklı yorumlar bulunmaktadır. Gerçek sınav, doğrudan müzakerelerin gerçekleştirilip gerçekleştirilmeyeceği olacaktır. Ayrıca, Hürmüz Boğazı’ndaki fiziksel durum da merak konusudur. ABD mi yoksa İran mı doğruyu söylüyor? Gemi trafiği gerçekten serbest mi olacak, yoksa İran Dışişleri Bakanı’nın belirttiği gibi, “İran Silahlı Kuvvetleri ile koordineli ve teknik sınırlamalar gözeterek” mi işleyecek? Bu durum, yalnızca petrol ve gaz için değil, jet yakıtı, kükürt, üre ve dizel gibi hayati ürünler için de kritik önem taşımaktadır.
Ateşkesin ne kadar uzun süreceği, önümüzdeki aylarda enflasyon üzerindeki olası etkileri de etkileyecektir. Bu durum, barışın niteliği hakkında da önemli bir soruyu gündeme getiriyor. İran, Körfez’de yeni bir gerçeklik yaratarak, donanması ve hava kuvvetleri olmadan bile önemli bir deniz geçidini kontrol edebildiğini göstermiştir. Hatta, geçiş ücreti almaya başlamıştır. Peki, bu durum kalıcı olacak mı? Körfez ülkeleri bu durumu kabul edecek mi? İran’ın Boğaz üzerindeki kontrolünü, Umman ile birlikte koordine edeceği iddiaları dikkat çekicidir. Savaş, Hürmüz Boğazı’nı, birçok geminin milyonlarca dolarlık geçiş ücretleri ödediği dünyanın en kazançlı geçidine mi dönüştürdü? Bütün bunlar, savaş öncesinde gündemde olmayan konular arasında yer almaktadır.
Küresel gaz üretimi, büyük ölçüde Katar’daki altyapıya verilen doğrudan zararlar nedeniyle önümüzdeki birkaç yıl boyunca olumsuz etkilenebilir. Üretimin tekrar başlaması haftalar alacak, savaş öncesi kapasiteye ulaşması ise yıllar sürecektir. Avrupa, doğal gaz stoklarını yenilemeye çalıştığı bu dönemde, faturalarında nasıl bir artışla karşılaşacak? Tüm bu belirsizlikler, ekonomik istikrarı tehdit eden önemli faktörler arasında yer alıyor.